Perakendecilik ve Mağazacılık

Dünya ticaretinde, perakende sektörü önemli gelişmeler göstermektedir. Geçtiğimiz yıl 16 trilyon dolarlık hacme oluşan sektör, % 11,6 oranında büyüme gerçekleştirmiştir. 2016 yılında ise sektörün dünyada 22 trilyon dolarlık bir hacme ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemiz perakende sektörü de dünyadaki gelişmelere paralel ilerlemeler kaydetmektedir. Kişi başına düşen harcanabilir gelirin hızla artması ve kredi kartı kullanımının gittikçe yaygınlaşması ile ekonomimizdeki değişikliklerin tüketim alışkanlıklarını da değiştirmesiyle bugün perakende sektöründeki kuvvetli yükseliş devam etmektedir.

Türkiye perakende sektörü, gerek nüfus gerekse tüketim harcamaları açısından Avrupa genelinde önemli bir potansiyel arz etmektedir. Tüketim harcamaları açısından Avrupa’da 7. sırada yer alan Türkiye perakende sektörü; gıda harcamalarında 5. , gıda dışı perakende harcamalarında ise 8. Sırada bulunmaktadır. Avrupa ülkeleri ile Türkiye milyon kişi başına düşen mağaza miktarı olarak karşılaştırıldığında perakende sektörünün, bölge ülkeleri içerisinde en fazla gelişme potansiyeline sahip pazar olduğu görülmektedir.

2015 yılı sonu itibariyle Türkiye’de 663 milyar TL düzeyinde bir büyüklüğe sahip olduğu tahmin edilen perakende sektörü, dönem dönem yaşanan dalgalanmalara rağmen istikrarlı büyüme performansına devam etmektedir. Türkiye ve dünyadaki değişen dinamikler, nüfus artışı, şehirleşme ve benzeri faktörler de sektördeki büyümeyi canlı tutmaktadır. Ülkemizde modern perakendeciliğin sektörden aldığı pay % 40 ile 42 arasında değişirken bakkallar, büfe ve pazar yerlerinden oluşan geleneksel perakendeciliğin aldığı pay % 58 ile 60 oranında değişmektedir.

Sektörde halihazırda Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek paya sahip olan geleneksel perakendeden organize perakendeye geçiş yavaş ilerlese de, özellikle gıda perakendeciliğindeki birleşme ve satın almalar sektörün hareketlenmesini sağlamıştır. Bu kapsamda, küçük ve orta ölçekli satış birimleri konsolide olma eğilimindedir. Pazara giriş ve çıkışların oldukça yüksek olduğu online perakende sektöründe de satın almaların artışı dikkat çekmektedir.

Organize perakende sektörü, 2011 - 2014 yılları arasında yıllık %7,5 bileşik büyüme oranıyla metrekare başına ortalama aylık 703 TL ciro yaratmıştır. Artan satış gelirleri, metrekare başına ödenen ortalama dolaylı vergileri de artırmıştır ve 2011 - 2014 yılları arası her ay metrekare başına ortalama 70 TL değerinde KDV’den kaynaklı vergi geliri yaratılmıştır. 2018 yılına kadar yapılması planlanan yeni AVM’ler ile bu toplama yaklaşık 2,5 milyon metrekare yeni satış alanı eklenecek ve toplam AVM satış alanı yaklaşık 13 milyon metrekareye ulaşacaktır. Sadece AVM’lere eklenecek yeni satış alanlarını incelediğimizde her ay yaklaşık 198 milyon TL daha fazla KDV geliri yaratılacağı tahmin edilmektedir.

Türkiye’de 2014 yılında 337 olan AVM sayısı 2015’te 361’e, brüt kiralanabilir alan (GLA) ise 9.723.548 metrekareden 10.246.244 metrekareye yükseldi. Raporda 1000 kişiye düşen ortalama GLA miktarında ise Türkiye’nin Avrupa’daki önde gelen ülkelerin gerisinde kaldığı da görüldü. İngiltere’de 1000 kişiye düşen ortalama GLA 258 metrekare, Fransa’daki 252 metrekare ve Almanya’da 153 metrekare iken bu miktar Türkiye’de 131 metrekarede kaldı.

1995 yılında 12 olan AVM sayısı, 2011 yılında 264’e, 2014 yılında 345’e yükselirken 2015-2016 yılları arasında Türkiye’de açılması düşünülen AVM sayısının 106 olduğu kaydedilirken bu AVM’lerin yüzde 37’sinin İstanbul’da olacağı belirtildi. 2016 yılının sonuna kadar İstanbul’da 40 yeni alış veriş Merke zinin açılmasının planlandığına dikkat çeken raporda, İstanbul’u 11 AVM ile İzmir, 10 AVM ile Ankara, 8 AVM ile Antalya, 6 AVM ile Bursa takip ediyor.

Dijital teknolojilerin gelişmesi ile tüketici davranışlarında büyük bir değişim görülmekte; tüketiciler için artık tercih ettikleri ürünü temin ettikleri satış kanalı daha az önem arz etmektedir. Tüketici davranışlarındaki bu değişikliğe ayak uydurabilmek için perakendecilerin yeni teknolojiler, yeni süreç ve yeni organizasyon formatları benimsemeleri, çağa uygun bir iş stratejisi geliştirmeleri kaçınılmazdır. Tüketicilerin perakendecileri hem sanal hem de gerçek dünya ayrımı yapmadan sürekli ulaşabildikleri tek bir marka gibi görecekleri öngörülmektedir ve bu süreçte de çok yönlü kanal stratejisinin önemi göz ardı edilmemelidir. Perakendeciler ‘tek durakta alışveriş’ kavramını, tüketicilerin istediği kusursuz, tüm kanalları kapsayan alışveriş deneyimini yaratmak için kendi stratejilerine dahil etmelidirler. Fiziksel ve sanal mağazalar ve dijital araçların yardımıyla tüketicilerin istedikleri zaman ve istedikleri yerde perakendecilere ulaşabilmesi ve perakendecilerin sunacakları değişik satın alma ve teslimat seçeneklerinden kendileri için en uygun olanı seçebilmelidir. Günümüz tüketicisi, satış kanalları arasında istediği an geçiş yapabilmek, bunu yaparken de bütün kanallarda birbiriyle tutarlı indirim ve promosyon seçenekleriyle karşılaşmak istemektedir.