Demir-Çelik

Türkiye’de ham çelik alanında bugün itibariyle 30 firma faaliyet gösteriyor. Bunlardan 3’ü Entegre (BOF), 3’ü İndüksiyon Ocaklı (İO) ve 24’ü Elektrik Ark Ocaklı (EAO) olarak çalışmaktadır. Demir çelik sektöründe 100 civarında da çelik servis merkezi var. Söz konusu çelik servis merkezlerinin toplam kapasitesi 8 milyon tonu aşmış durumda. Çelik servis merkezlerden bir kısmı otomotiv, bir kısmı beyaz eşya sektörlerine yönelik çelik işlerken, önemli bir kısmı da genel amaçlı servis hizmeti veriyor.  Türkiye’deki kayıtlı çalışan her 100 kişiden 1,8’i demir ve demir dışı metaller sektöründe istihdam edilmektedir. Dünyada 66 çelik üreten ülke arasında 8. Sırada yer alan Türkiye, Avrupa’daki çelik üreticileri arasında ise Almanya’nın ardından 2. konumda bulunmaktadır.

Yaklaşık 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren Türk demir çelik sektörü, 2023 yılında ihracatını 55 milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyor.

Çelik üretimimiz son 3 yıl içerisinde derinleşen bir çizgide gerileme eğilimi gösterdi. 2015 yılında % 7.4 seviyesinde gerçekleşen ham çelik üretimindeki düşüş, son 3 yılda % 12’ye ulaştı. 2016 yılının ilk 2 aylık döneminde ise, üretimdeki seyrin yeniden pozitife döndüğü görüldü. Yılın ilk 2 aylık döneminde, Türkiye’nin toplam ham çelik üretimi % 2.3 oranında artışla, 4.86 milyon tondan, 4.97 milyon tona çıktı. Ancak sözkonusu üretim artışı, geçen yılın ilk iki aylık döneminde, üretimin oldukça düşük seviyede kalması nedeniyle, baz etkisinden kaynaklandı.

2015 yılında aylık ortalama 2.63 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirilirken, ilk 2 ayda gerçekleştirilen aylık ortalama üretim 2.43 milyon tonda kaldı. Bu yönüyle bakıldığında, 2016 yılının ilk 2 aylık dönemindeki aylık ortalama 2.48 milyon tonluk ham çelik üretiminin, halen 2015 yılı ortalamasından 150.000 ton civarında daha düşük bir seviyede kaldığı, toparlanmanın baz etkisinden kaynakladığı ve güçlü bir iyileşmenin sözkonusu olmadığı ortaya çıkıyor.

Yılın ilk 2 aylık döneminde, ihracatın miktar bazında % 3.2 gibi düşük bir oranda da olsa artmış bulunması, son 3 yıldan bu yana gözlenen düşüş trendinin tersine dönmeye başlamış olması açısından umut veriyor. Ancak geçen yılın aynı dönemine kıyasla fiyatlardaki gerileme nedeniyle, değer bazında % 20’nin üzerinde keskin daralma devam ediyor. Buna karşılık, ithalattaki hızlı artışın sürdüğü ve miktar açısından % 23 oranında artışın sözkonusu olduğu gözleniyor. İhracat yerinde sayarken, 2015 yılındaki % 38’e varan yüksek oranlı ithalat artışının ardından, ithalatın yükseliş hızında önemli bir yavaşlama olmaması, sektörün geleceğine ilişkin beklentileri olumsuz yönde etkiliyor.

Türkiye’nin çelik tüketiminin % 11.7 gibi güçlü bir oranda artış gösterdiği bir dönemde, ithalatın keskin yükselişini sürdürmesi, tüketim artışından, 2015 yılında olduğu gibi, 2016 yılında da ithal ürünlerin yararlanmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Mart ayı içerisinde çelik fiyatlarında yaşanan toparlanmanın, üretici kuruluşlarımızın önümüzdeki dönemde faaliyetlerini olumlu yönde etkileyeceği değerlendiriliyor. Ancak iyileşmenin devam edebilmesi için, gerek dahilde işleme rejiminde ve gerekse gümrük vergilerinde, yurtiçi tedariği teşvik edecek yönde düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyuluyor.