İlaç ve Sağlık

Sağlık sektörünün geleceğinin irdelendiği raporlarda, önümüzdeki on yıl içerisinde sektörün önemli değişikliklere sahne olacağı vurgulanmaktadır. Yapılan araştırmalar; farklılaşan nüfus yapısı, ortaya çıkan yeni hastalıklar, gelişen teknoloji, sağlık masraflarındaki büyük artış gibi faktörler nedeniyle, sağlık sektöründe faaliyet gösteren firmaların iş stratejilerinde ciddi değişim yapmaları gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Türkiye’de 701 kamu hastanesi ve 560 özel hastane ile sağlık hizmetleri veriliyor.  İstanbul’da 160 özel hastane bulunuyor. Türkiye’de 33 bin 481 uzman doktor, bin 683 eczacı, 84 bin 862 hemşire görev alıyor. Özel hastanelere müracaat eden hasta sayısı son 10 yılda 11,5 kat artarken, Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz yılın ekim ayında 10 adet hastane ya da sağlık kuruluşu 200 milyon TL’lik yatırım teşvik belgesi aldı.

İlaç sektörü, beşeri ve veteriner hekimlikte tedavi edici, koruyucu ve tanı amaçlı olarak kullanılan sentetik, bitkisel, hayvansal ve biyolojik kaynaklı kimyasal maddeleri farmasötik teknolojiye uygun olarak üreterek tedaviye sunan bir sanayi dalıdır.

Halk sağlığının korunması, sağlık hizmetlerinin kaliteli ve etkin bir şekilde sunulabilmesi güçlü bir ilaç sektörü ile mümkündür. Bunun yanı sıra, sektör yoğun Ar-Ge faaliyetlerini içermesi sebebiyle katma değeri yüksek ürünler üretilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, ekonomik kalkınma açısından çok önemli katkılar sağlamasının yanında, savaş, epidemik hastalıklar ve olası bir ambargo gibi faktörler karşısında ülkenin ilaç ihtiyacını karşılayacak üretim yapabilen bir ilaç sektörüne sahip olması gerekmektedir.

Demografik değişim, ortalama yaşam süresinin artışı, hastalık paternlerindeki değişimler, sosyal küreselleşme, sağlık hizmetlerine erişimdeki anlamlı artış ve sosyal devlet olgusunun doğuşu dünya ilaç sektörünün büyümesinde önemli rol oynamıştır.

Bu bağlamda Türkiye İlaç Sektörü incelendiğinde gelişmiş bütün ülkelerde olduğu gibi bazı ürünlerin nihai ürün şeklinde ithal edildiği görülmektedir. İthal edilen ilaçlar ise genellikle yeni ve yüksek teknoloji gerektiren, biyoteknolojik olarak üretilen, implante edilen ilaçlar, yeni ilaç taşıyıcı sistemler, aşılar, kan ürünleri, değiştirilmiş salım özelliği gösteren ilaçlar, insülin, kanser ilaçları, bazı hormonlar, radyonüklidler, bazı oftalmolojik preparatlar ve antidotlardır. Üretim genellikle jenerik/eşdeğer ilaçlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca, ilaç etken madde üretimi de yapılmaktadır.

Dünya standartlarında üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen Türkiye İlaç Sektörü, dünya pazarında yeterli rekabet gücüne ulaşamamıştır. IMS verilerine göre, Türkiye ilaç pazarı 2015 yılında bir önceki yıla göre %9,8 oranında büyüme göstermiş ve 15,9 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizde 311 adet ilaç firması, 71 adet ilaç üretim tesisi (58’i yerli) ve 11 hammadde tesisi (8’i yerli) bulunmaktadır. 2015 yılında ithalat 4,7 milyar ABD doları, ihracat 856 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiş olup ihracatın ithalatı karşılama oranı yaklaşık % 18,05’tir.

Dünya ilaç pazarının %95’ine uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketler sahiptir. Gelişmiş ülkelerdeki yoğun tüketim yine gelişmiş ülkelerdeki üretimle karşılanmaktadır. EFPIA verilerine göre, 2015 yılında dünya ilaç satışlarının %41’ini Kuzey Amerika (ABD ve Kanada), %27,4’ünü Avrupa oluşturmaktadır.

İlaç sektörü, yüksek maliyetli ve uzun süren Ar-Ge çalışmaları içermesi sebebiyle dünyada yapılan toplam Ar-Ge harcamalarında %14,4 payla ilk sırada yer almaktadır.

2014 yılında kişi başına ilaç tüketimi Türkiye’de 174,9 TL iken; 2015 yılında kişi başına ilaç tüketimi %7,4 oranında artarak yaklaşık 187,9 TL olmuştur. Türkiye’de kutu bazında kişi başı ilaç tüketimi 2015 yılında bir önceki yıla göre %1,7 oranında artarak 23,5 kutu olarak gerçekleşmiştir (TÜİK, IMS, İEİS). Tedavi gruplarına göre ilaç tüketiminde Onkoloji ürünleri değer bazında, Antiromatizmal ilaçlar kutu bazında ilk sırada yer almaktadır.

Temel Eczacılık Ürünlerinin ve Eczacılığa İlişkin Malzemelerin İmalatı sektöründe 2010-2015 yılları arasında kapasite kullanım oranı, yıllar itibariyle değişim göstermiş olup % 70’in üzerinde seyretmiştir. 2014 yılına ait kapasite kullanım oranı ortalama %71,3’tür. 2015 yılında kapasite kullanım oranı bir önceki yıla göre artış göstererek %74,2 olarak gerçekleşmiştir.